30 Aralık 2011 Cuma

VEHİP (KAÇI) PAŞA HAKKINDA BİR MAKALE


Nizamoglu, Y./ Sosyal Bilimler Arastırmaları Dergisi. II, (2011): 270-289-270
İtalya-Habesistan Savası, Vehip Pasa ve Türkiye
Yüksel Nizamoglu1

Özet
1935-1936 yıllarında yasanan talya-Habesistan Savası, Türk kamuoyunda
büyük bir ilgiyle izlenmistir. Habes- talyan gerilimi 1935 yılı Mayıs ayından itibaren
Türkiye’de yayınlanan gazetelerde önemli bir yer tutmus, bunda; bir taraftan Türkiye-
talya iliskilerinin iyice gerginlestigi bir dönemde meydana gelmesi, diger taraftan da 1.
Dünya Savası’nın önde gelen komutanlarından Vehip Pasa’nın Habes ordusunda görev
alması etkili olmustur. Türk Dısisleri görevlileri de savas öncesinden baslayarak gerek
raporlarla, gerekse yabancı gazetelerdeki haberleri tercüme ederek Basbakanlık ve
Cumhurbaskanlıgı makamlarını bilgilendirmeye çalısmıslardır. Bir Türk komutanın
Habes ordusunda görev alması dünya kamuoyunda ses getirmis, Vehip Pasa ile ilgili
haberler Time basta olmak üzere çesitli yabancı süreli yayınlarda yer bulmustur. Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti Habesistan ile talya arasındaki gerginligi ve daha sonra da
yasanan savası yakından izlemis, Vehip Pasa’nın da Habes ordusunda görev alması bu
ilgiyi daha da artırmıs, Türk basını da savasla ilgili haberleri sürekli olarak gündeme
tasımıstır.

Abstract
Second Italo-Abyssinian War between 1935 and 1936 was followed with great
interest by the Turkish public. The tensions between Italy and Ethiopia had an important
place in Turkish newspapers since May in 1935. This is because it happened in a period
when relations between Turkey and Italy got worse and Vehip Pasha, one of the leading
commanders of World War I, served in Ethiopian army. Turkish diplomats, starting from
pre-war, tried to inform the prime minister’s office and presidency both with reports and
by translating the news in foreign press. The fact that a Turkish commander served in
Ethiopian army made a tremendous impact on world opinion and news about Vehip
Pasha had a wide foreign press coverage. Turkish government closely followed the
tensions and later war between Italy and Ethiopia. The fact that Vehip Pasha served in
Ethiopian army increased this interest and the Turkish press continuously reported the
news about the war.
1 Dr, Fatih Üniversitesi Ankara Meslek Yüksekokulu, ynizamoglu@fatih.edu.tr
Nizamoglu, Y./ Sosyal Bilimler Arastırmaları Dergisi. II, (2011): 270-289
271

Vehip Pasa, 1. Dünya Savası’nda önce Müstakil Hicaz Fırkası, daha
sonra da II. ve III. Ordu komutanlıkları görevlerinde bulunmustur. III. Ordu’nun
1918 yılındaki ileri harekâtında ordu komutanlıgı görevinde bulunan Vehip
Pasa, Batum’un alınmasından sonra Sark Orduları Grubu Komutanlıgı’na
getirilmis(18 Haziran 1918), fakat bu görevi uzun sürmemis ve 6 Temmuz 1918
tarihli irade-i seniye ile “ordu grubu kumandanlıgı tahsisatıyla“, “Karargah-ı
Umumi” emrine alınmıstır. Mondros Mütarekesi ülkenin kaderinde yeni bir
dönem baslattıgı gibi, Vehip Pasa için de sıkıntılı bir süreci baslatmıstır. ttihat
ve Terakki aleyhindeki yayınlar sırasında Vehip Pasa da öne çıkmıstır. 1919
yılının Mart ayında ise tutuklanmıs ve Bekiraga Bölügü’ne konulmustur. Vehip
Pasa da diger ttihatçılar gibi yurtdısına kaçmayı tercih etmis ve önce talya’ya
gitmisti. Bu sırada hakkında yargılanması için irade-i seniye çıkarılmıstır. Ancak
yurtdısına kaçtıgı anlasıldıgından 3 Eylül 1921 tarihinde askerlik mesleginden
çıkarılarak dört ay hapis cezasına mahkûm edilmistir. Vehip Pasa bundan sonra
hayatının ondokuz yılını yurtdısında yasamıs, degisik ülkelere gitmis ve çesitli
olaylarla istihbarat raporlarına konu olmustur. talya’da bulundugu dönemde
ttihatçılarla birlikte hareket eden Vehip Pasa Romanya’ya geçtikten sonra
Türkiye’nin yeni yönetimi aleyhinde faaliyetlere girismis, 1928 yılında da Türk
vatandaslıgından çıkarılmıstır. Vehip Pasa vatandaslıktan çıkarıldıktan sonra
Romanya’dan ayrılarak önce Atina, sonra da Mısır’a gitmis ve yurda dönünceye
kadar kısa aralıklar dısında burada yasamıstır. Vehip Pasa Mısır’da bulundugu
günlerde de Ankara Hükümeti’ne karsı muhalefetini sürdürmüs, bu nedenle de
takip devam etmis ve hakkında muhbirler tarafından raporlar yazılmıstır. Bu
raporların bir kısmı Dahiliye Vekaleti’nden Cumhurbaskanlıgı Genel
Sekreterligi’ne de gönderilmistir(Ayrıntı için bkz: Nizamoglu, 2010). Vehip
Pasa’nın Mısır ordusunda Kral Fuad’ın istegiyle askeri ıslahatlara giristigi,
ancak Habesistan’a gitmesiyle bunun da yarıda kaldıgı iddia edilmistir(Kutay,
1965:1302).
I. Dünya Savası’nın galipleri arasında yer almasına ragmen isteklerini
gerçeklestiremeyen İ talya, savas sonrasında yayılmacı bir politika izlemeye
baslamıs ve yeni hedefler belirlemisti. Bu hedeflerin basında da Habesistan yer
almıs, İtalya’nın Habesistan’a yönelik politikaları dünyada büyük yankı
uyandırmıstır. İ talya’nın Habesistan’a yönelik emelleri, zaten İtalya ile gittikçe
kötülesen iliskiler içinde bulunan Türkiye’nin de en önemli gündemlerinden
birisi olmustur. Türkiye’nin Habesistan’a ilgisi savastan yıllar öncesine
dayanmaktadır. Türkiye daha 22 Ekim 1930 tarihinde Habesistan mparatoru
Haile Selasiye’nin “tetevvüc (taç giyme)” merasiminde “fevkalede murahhas ve
Büyükelçi” sıfatıyla hazır bulunması için Kahire elçisi Muhittin Pasa’yı
görevlendirmistir(BCA, S.10104, F.030.18.01,02, D.439-2, Y.14.69.8;
22.10.1930). 1933 yılına gelindiginde, Habesistan’daki “Türk hukuk ve
menfaatlerinin korunması için” Adis-Ababa’da bir fahri konsolosluk kurulması
kararlastırılmıs ve bu göreve oradaki Alman firmalarının temsilcisi olan Hans
B.W. Bohnenberger tayin edilmistir(BCA, S.13862, F.030.18.01,02, D.108-41,
Y.33.10.6; 18.2.1933). Türkiye, Habesistan’la ilgili gelismeleri yakından
izlemis, özellikle Türk- talyan iliskilerinin gergin bir sekilde seyrettigi bu
dönemde gerek Basbakanlık, gerekse Cumhurbaskanlıgı makamına sık sık
bilgiler verilmistir. Özellikle Vehip Pasa’nın adının da Habesistan’la birlikte
anılması ilgiyi artırmıstır. talyan-Habes ihtilafı hakkında karsılastıgımız ilk
bilgi 1934 yılına aittir. 27 Aralık 1934 tarihinde Roma Büyükelçiligi’nden gelen
bilgiler Hariciye Vekaleti tarafından Basbakanlık’a sunulmustur(BCA,
F.030.10.0.0, D.424378, Y.238.605.15; 27.12.1934). Paris Büyükelçiligi, 1935
yılı Mayıs ayında hakeme sevki talya tarafından kabul edilen talyan-Habes
ihtilafının incelenmesi için Yunanistan’ın Paris Elçisi Politis’in seçildigini
bildirmekteydi. Türkiye’nin o sıradaki Paris Büyükelçisi Suat Davaz tarafından
gönderilen raporda; Mussolini’nin ihtilafta Avrupa hukukçularının ve Avrupa
devletlerinin Habeslerin yanında yer almalarının önüne geçmek için gayret
ettigini ve davayı kaybetmemek için ugrastıgını belirtmekteydi. Bu sırada
talyanların Eritre ve Somali sömürgelerinden topladıgı asker sayısı 100.000
civarındaydı. talya harekete geçmek için bölgede etkili olan büyük yagmur
mevsimin geçmesini beklemekteydi. talyanların muhtemel saldırı tarihi için de
Eylül ayı tahmin edilmekteydi(BCA, F.030.10.0.0, D.424389, Y.238.605.26,
12.5.1935). Bir ay sonra da Roma Büyükelçiligi talyan-Habes ihtilafı hakkında
yeni bilgiler göndermistir. Buna göre Mussolini, Meclis ve Senato’da
Habesistan’a karsı bir girisimleri olmadıgını söylemisse de, ngiltere ve
Fransa’nın Roma elçileri talya’nın Habesistan’a karsı düsmanca politikalarının
devam ettigini ifade etmislerdir(BCA, F. 030.10.0.0, D. 400-3298, Y.
221.491.30, 5.6.1935). Roma Büyükelçiligi, 12 Haziran 1935 tarihinde talyan
emellerine dair daha somut bilgiler vermektedir. Bölgeye gönderilmek üzere
yeniden bazı birliklerin silah altına alındıgını, Mussolini’nin son konusmasında
Habesistan’la mutlaka hesaplasılacagını söyledigini bildirmektedir. Buna göre;
talyan basını o dönemde Habes kuvvetlerinin 200.000 kadar oldugunu,
bölgedeki talyan kuvvetlerinin de sayısının 130.000’e ulastıgını
yazmaktaydı(BCA, F. 30.10.0.0, D. 424392, Y. 238.605.29, 12.6.1935).
Vehip Pasa’nın Habes Ordusu Komutanlıgının Gündeme Gelmesi
Habesistan Savası’nın gündeme gelmesiyle önce psikolojik savas
baslamıs; talya, Habesistan ve ngiltere bu savasın tarafları olarak öne
çıkmıslar, bir süre sonra Vehip Pasa’nın Habes ordusunda görev alacagının
ortaya çıkmasıyla Türkiye de bu sürece dahil olmustur. Dönemin yabancı gazete
ve dergilerinde bu gelismeler çok açık bir sekilde görülebilmektedir. Vehip
Pasa’nın Habes ordularına komutanlık yapacagı bilgisi ilk defa 2 Temmuz 1935
tarihinde Hariciye Vekaleti tarafından Basbakanlık makamına bildirilmistir.
Bundan sonra aktarılacak olan bu bilgiler Mısır ve talyan gazetelerine
dayanmaktadır. Ancak gazeteler komutanın ismini “Vassıf” olarak yazmıs,
Hariciye Vekaleti ise Basbakanlık makamına gönderdigi yazıda bu ismin
dogrusunun “Vehib” oldugunu belirtmistir. Ottobre gazetesi 13 Haziran 1935
tarihli haberinde; Habes Orduları Baskomutanlıgı’na tayin edilen Vehip
Pasa’nın çok tanınmıs bir kisi oldugunu, ancak tanınmasının asıl nedeninin
askeri meziyetleri olmadıgını belirtmistir. Gazeteye göre Vehip Pasa da ülkeyi
terk eden Vahdettin’in yanında yer almıs, Malta’dan Mısır’a geçmis ve servetini
tüketmis oldugundan kendi hayatını kendisi kazanmaya baslamıstır. Gazete
burada ilginç, fakat dogru olmayan iddialar ortaya atmaktadır: Vehip Pasa,
Mısır’da geçimini saglamak için, “…daha az serefli olmakla beraber daha
kazançlı bir ise atıldı: Mısır’a kaçak sureti ile ithal ettigi afyon ve kokain
ticaretine” baslamıstır. Gazete iddiasını devam ettirerek Vehip Pasa’nın bu
sayede zenginlestigini, otomobilleri ve katipleri oldugunu, hatta yası
ilerlemesine ragmen kendisine bir de harem kurdugunu, Mısır’da elde ettigi
“yüksek himaye” ile polis ve ngiliz memurlarına yakalanmadıgını ileri
sürmektedir. Gazeteye göre; Enver ve Cemal Pasaların “clique”ine mensup olan
Vehip Pasa, Ermeni isyanlarını siddetli bir sekilde bastırmıs, ülkeyi büyük bir
felakete sürükleyen ttihatçılarla kader birligi yapmıstı. Gazete haberini, “*ste
“Yuda Aslanı”nın ordusunun kumandasını tevdi ettigi adam budur” diyerek
bitirmisti. Bu yayından da anlasılacagı gibi talyan basını hem Türkiye’nin
tavrından, hem de Vehip Pasa’nın komutanlık görevini üstlenmesinden rahatsız
olmus ve aleyhte yayınlarını artırmıstır. Hariciye Vekaleti’nin Basbakanlık’a
gönderdigi diger haber ise 12 Haziran 1935 tarihli “Messagero” gazetesinden
alınmıstı. Messagero, Osmanlı Devleti’nin yıkılmasından sonra Mısır’a giderek
Kahire’de yasamaya baslayan Vehip Pasa’nın talya ile ihtilaf halinde olan
Habes ordusuna komuta etmek üzere Habesistan’a gittigini belirtmekteydi.
Gazeteye göre General Vehip; hem Kemal Atatürk’ün hem de talyanların
düsmanıydı ve Kemalist makamlar da Vehip Pasa ile hiçbir ilgilerinin
olmadıgını açıklamıslardı(BCA, F. 030.10.0.0, D. 92A179, Y. 06.693.28,
2.7.1935). Türkiye’nin talyan-Habes ihtilafında aldıgı tavırlar ve Vehip
Pasa’nın Habes ordusunda görev alacagı iddiaları talya basınında bundan sonra
da yer almaya devam etmistir. l Giornali d’ talia gazetesi Türk basınının tavrını
elestirmekte ve talya’ya karsı samimiyet göstermediginden sikayet etmektedir.
Türk matbuatındaki yayınlar ve basyazılar hep talya aleyhinde çıkmakta,
resimler de asagılayıcı bir sekilde yayınlanmaktadır. Son zamanlarda daha
tarafsız yayınların yer alması gazete tarafından sevinçle karsılanmıs ve
talya’nın diger bütün devletlerden tek isteginin “dürüst bir tarafsızlık” oldugu
vurgulanmıstır. Gazeteye göre, Türkiye’nin Habesistan’da hiçbir menfaati
yoktur. Bu nedenle talya ile karsı karsıya gelmesi de anlamsızdır. Zaten
Türkiye, artık slam dünyasını temsilden ve haklarını savunmaktan da
vazgeçmistir. Simdiye kadar Türkiye’nin Avrupa devletleriyle gerek hak
gerekse saygı görme itibariyle aynı seviyede olmasında talya’nın büyük katkısı
olmustur. talya, Türkiye’ye karsı hiçbir aleyhte girisimde de
bulunmamıstır(BCA, F. 030.10.0.0, D. 424406, Y. 238.606.7, 4.9.1935).
Türkiye ise bu dönemde bir taraftan yabancı gazeteleri izlemekte, diger taraftan
çesitli istihbaratlarla bilgi almaya çalısmaktaydı. Eylül ayına gelindiginde bütün
dünya savasın baslamasını beklerken, talya’nın savas ilanı Ekim ayı basında
gerçeklesmistir. Çünkü yagmur mevsimi önceki yıllara göre uzadıgından savasın
baslaması da gecikmekteydi. Yagmur mevsiminde bataklık haline gelen
toprakların ancak Ekim sonuna dogru kuruması beklenmektedir. Habes
mparatoru Milletler Cemiyeti’nin artık savasa engel olamayacagını
düsünmekte, hazırlıklarını tamamlamaya çalısmaktadır. Aynı dönemde Habes
askerleri erzak ve cephaneyi çarçur etmeye alısık olduklarından savas uzayacak
olursa açlık tehlikesinden endise ediliyordu(BCA, F. 030.10.0.0, D. 43959, Y.
266.798.8, 23.10.1935). Eylül ayında ise Türkiye’nin Halep Konsolosu Hariciye


Vekaleti’ne ilginç bir haber vermekteydi. Halep Konsolosu’na göre; talyan
ajanları Suriye’de isçi kaydı yapmakta, manda idaresi de bu konuda hosgörülü
davranmaktaydı. Hatta “aç ve serseri Suriyelilerle bir kısım Ermeniler”, talyan
vaatlerine aldanarak Afrika’ya gitmekteydiler. Habesistan’a su ana kadar üç
partide 500 kadar gönüllü sevk edilmisti. Maslahatgüzar ayrıca Havran
taraflarında da ngilizlerin gönüllü kaydı yaptıklarını bildiriyordu(BCA, F.
030.10.0.0, D. 400-3326, Y. 221.492.24, 26.9.1935).
Vehip Pasa’nın Habesistan’da Ordu Komutanlıgı Görevini
Üstlenmesi, Faaliyetleri ve Türk Kamuoyu
1935 yılı ortalarında dünya kamuoyunun en önemli gündem maddesi,
talya ile Habesistan arasındaki iliskilerin savasa dönüsecegi konusuydu. Vehip
Pasa, Mısır’dan ayrılmıs, Port-Sait’teki Habes Konsoloslugu’ndan yol parası
alarak Cibuti’ye dogru hareket etmistir. Vehip Pasa’nın Mısır’dan Habesistan’a
hareketinin 1935 yılı Haziran ayı baslarında olması kuvvetle muhtemeldir(BCA,
A:IV-16-6, D: 6, F1-11, 8.6.1935). Bu dönemde Vehip Pasa’nın Habes Orduları
komutanlıgı görevine getirilecegi seklindeki haberler, Türk basınında yer
almaya basladı. Habes- talyan gerilimine zaten çok genis yer veren basın, Vehip
Pasa’nın komutanlık görevini üstlenecegi haberi üzerine Habesistan’daki
gelismeleri daha ayrıntılı bir sekilde ve ilk sayfadan vermeye basladı. Vehip
Pasa’nın adının bu sekilde gündeme gelmesi Ankara Hükümeti’ni rahatsız etmis
olacak ki, Hükümet bir açıklama yapma ihtiyacı duymustur. Ayın Tarihi
dergisinde; 15 Haziran tarihli olaylar özetlenirken, Hükümet’in Vehip Pasa
hakkındaki çok kısa bir açıklaması yer almıstır: “Vehib Pasa, *stiklal
Mücadelesi’nin basından beri Türkiye’den çıkmıs ve bin bir maceraya girmis bir
adamdır. Memleketinden baska her emele hizmet edecek bir yaradılıstadır ve
Türk vatandaslıgından birçok seneler evvel ıskat edilmistir”(Ayın Tarihi, 1935:
10). Ayın Tarihi’ndeki bu açıklamaya karsılık, Cemal Kutay ise Atatürk’ün
Vehip Pasa’nın Habes ordusunda görev almasını büyük bir ilgiyle karsıladıgını,
hatta o sırada talya ile olan gerginligin de etkisiyle Tevfik Bıyıklıoglu’na
durumu inceleyerek düsünce ve bilgilerini Vehip Pasa ile paylasmasını
söyledigini ileri sürmektedir(Kutay, 1965: 1304). Ayın Tarihi’nde yer alan bu
kısa açıklamadan iki hafta sonra da Vehip Pasa’nın “Habesistan Orduları
Baskomutanlıgı” görevine tayin edildigi bilgisi verilmistir(BCA, A:IV-16-6, D:
65, F1-12, 22.6.1935).
Nizamoglu, Y./ Sosyal Bilimler Arastırmaları Dergisi. II, (2011): 270-289
276
“Habesistan’a kumanda etmek için degil, harb etmek ve yenmek için
gelmistim…”. Vehip Pasa kendisiyle savastan sonra yapılan röportaja böyle
baslıyordu. Vehip Pasa’ya göre; Habesler mparator Haile Selasiye’den önce,
talyanlara karsı basarılı olmuslar ve yıllarca zafer sarhoslugu yasamıslar, hatta
talyanların bir daha kendilerine saldırmayacagını düsünmeye baslamıslardı.
Haile Selasiye ise tahta çıktıktan sonra Atatürk’ü örnek alarak yenilikler
yapmaya çalısmıstı. Bir taraftan da askeri alanda ıslahatlara girismis, bir Harp
Okulu açmıs, yaptıgı yeniliklerde sveç ve Belçika’dan gelen subay ve askeri
heyetlerden de yararlanmıstı. Ancak Belçika’dan getirilen heyet iki yıl kaldıgı
halde çok ciddi bir asama kaydedilememisti. Vehip Pasa bu durumu, “… Bu
sebeple tam iki sene çalıstıkları halde degil bir tabur, bir bölük bile
hazırlıyamamıslardı. Asker diye elimize verdikleri iki alay vardı ki; her yerde
panige önayak olan da iste bunlardı…” seklinde anlatmakta, Habesistan’ın bu
sırada ne egitimli askeri, ne cephanesi, ne de parası oldugunu
söylemektedir(Kandemir, 1939: 5). Vehip Pasa’nın Habesistan’a gitmesinden
sonra da özellikle yabancı gazetelerde haber olmaya basladıgını görmekteyiz.
Bu konuda 7 ve 8 Agustos günlerinde Mısır’da yayınlanan El-Ahram
Gazetesi’nde bir yazı yayınlanmıstır. “Türkiye ve Habes Meselesi” baslıgını
tasıyan bu yazı ayrıntılı bir sekilde kaleme alınmıs, General Vehip Pasa’nın
resmi bir sekilde Necasi’nin hizmetine teklif edildigi belirtilmis ve bu teklifin ne
anlama geldigi sorgulanmıstır. El-Ahram Gazetesi bir gün önce gelen
telgraflardan; Türkiye Cumhuriyeti’nin Habes ordusunun tanzimi için “Yanya
Kahramanı Vehip Pasa”yı teklif ettigini, bu haberin çok önemli bir gelisme
oldugu belirtmistir. ngiltere’nin basını çektigi Avrupa devletleri, hem
Habesistan’ı korumak istemekte, hem de açıktan engel olamamaktadır. El
Ahram’a göre; özellikle ngiltere’nin Habesistan’da pek çok menfaati
bulunmasına ragmen talya’yı gücendirmemek için bir türlü silah ve cephane
gönderememektedir. Türkiye ise dogrudan hiçbir menfaati bulunmamasına
ragmen büyük komutanlarından birisini Habesistan’ın emrine vermistir. El-
Ahram’a göre; Türkiye’nin bu siyasetinin taraftarlık siyasetinden ileri geldigi
söylenemese de, Türkiye Habesistan’a elçi göndermekle zaten talya’ya karsı
olan tepkisini göstermistir. Bu tepki çok öncelere dayanmakta olup Trablusgarp
Savası ve Oniki Ada’nın isgali ile baslamıs, Adana ve Güney Anadolu
sahillerine karsı talya’nın besledigi emellerle devam etmistir. Zaferden sonra iki
devletin iliskileri iyilesmis, hatta genis kapsamlı bir dostluk anlasması yapılması
Nizamoglu, Y./ Sosyal Bilimler Arastırmaları Dergisi. II, (2011): 270-289
277
gündeme gelmisse de Mussolini’nin üç yıl önceki beyanları Türk kamuoyunun
büyük bir tepkisine neden olmustur. Hatta Gazi Mustafa Kemal Atatürk,
Maresal üniformasını giyerek talyan elçisini davet etmis ve Mussolini’nin
söyledigi nutku göstermis ve “Mussolini’ye söyleyiniz ki, ben hazırım” demistir.
talyan elçi tepkinin nedenini anlayınca, Mussolini’nin beyanlarının Türkiye’ye
karsı olmadıgını ifade etmistir. Türkiye bu gelismeden sonra talya’nın dıs
politikasını yakından takip etmis, askeri kuvvetlerini takviye ederek ve Balkan
devletleriyle Balkan Antantı’nı yaparak tedbir almaya çalısmıstır. El-Ahram
bundan sonra Vehip Pasa hakkında bilgiler vermektedir. Aslen Arnavut
oldugunu söyledigi Vehip Pasa’nın, Balkan Harbinde Yanya’yı savunarak
“Yanya Kahramanı” olarak söhret kazandıgını, Birinci Dünya Savası
baslangıcında Hicaz’da vali oldugunu, savasta Çanakkale Muharebeleri’nde
büyük kahramanlıklar gösterdigini belirtmektedir. Ancak bu yazıda Vehip Pasa
ile ilgili olarak yanlıs bilgiler de yer almıs, Gazi’nin komutası altında Milli
Mücadele’ye katıldıgı, zaferden sonra Gazi ile yollarının ayrıldıgı ve Rauf
Bey’in fırkasına girdigi yazılmıstır. El-Ahram’a göre; Gazi ile
anlasmazlıklarından dolayı ülkeyi terk etmek zorunda kalan Vehip Pasa, Mısır’a
giderek üç yıl boyunca Halvan sehrinde kalmıstır. Burada yasadıgı sırada
talyan-Habes ihtilafı üzerine Habes mparatoru ile haberlesmeye baslamıs,
sonunda da mparator’un istegiyle Adis-Ababa’ya hareket etmistir. El-Ahram
bundan sonra daha da ilginç bir bilgi aktarmakta, Vehip Pasa’nın Habesistan’a
gitmesinden sonra Türk Hükümeti’nin kendisini affettigini, hatta orduya da iade
ederek bu kararı kendisine teblig ettigini ve çıkması beklenen savasta kendisini
Habes Ordusu’nun egitim ve komutası için görevlendirdigini yazmaktadır(CA,
A:VII-2-d, D: 93, F: 13-2, 13-3, 1935; A:IV-16-b, D: 65, F:1-21, 4.9.1935).
Vehip Pasa, Habesistan’a gider gitmez mparator’la görüsmüs ve Haile
Selasiye’nin savası çok uzak ihtimal olarak gördügünü anlamıstı. Vehip Pasa ise
talyanların savasta kararlı olduklarını, hiçbir devletin kendilerine engel
olamayacagını söylemis ve kendi teklifini sıralamıstır: Habesler ya talya’nın
tekliflerini kabul etmeli, ya da onlar hazırlıklarını tamamlamadan bütün
cephelerde aynı anda taarruza geçmelidirler. Haile Selasiye bunun üzerine Vehip
Pasa’dan ayrıntılı bir rapor istemistir. Vehip Pasa, kısa zamanda bir rapor
hazırlayarak mparator’a sunmussa da üç ay süresince bir gelisme olmamıstır.
Bu süre içinde mparator’un “misafir-i has”ı olarak bir villada kalan Vehip
Pasa, günlerini bombos bir sekilde geçirmistir(Kandemir, 1939: 5). Vehip
Nizamoglu, Y./ Sosyal Bilimler Arastırmaları Dergisi. II, (2011): 270-289
278
Pasa’nın bos bir sekilde geçirdigi günlerde neler yasadıgını esi Nezihe Hanım’a
ve damadı Dr. Talat Bey’e yazdıgı mektuplardan anlamak mümkündür. Vehip
Pasa bu mektubu Nezihe Hanım’a 2 Temmuz 1935’te Adis Ababa’dan yazmıs
ve henüz vazife almadıgını, bu konuda sabırlı olmak gerektigini, hatta canı
sıkıldıgı takdirde geri dönebilecegini söylemektedir. Kendisinin burada görev
almak üzere geldigini duyanların kıyametleri kopardıgını, ancak mparator Haile
Selasiye’nin bunlara hiç kulak asmadıgını belirtmektedir(CA, A:IV-16-b, D: 65,
F: 1-13, 1-14, 15.8.1935). Vehip Pasa, Kandemir’in yaptıgı röportajda da
mparator’un baskılar nedeniyle hemen görev vermedigini, bir kenarda
bekletmeyi tercih ettigini söylemekteydi. talyanlar daha da ileri giderek Vehip
Pasa’ya geri dönmesi karsılıgında “birçok cazip vaatlerde”
bulunmuslardı(Kandemir, 1939: 5) Vehip Pasa aynı tarihte damadı Dr. Talat’a
da bir mektup yazmıs, Habesistan’da henüz görev almadıgını, ancak
mparator’un “misafiri hassı” olarak bulundugunu belirtmistir. Vehip Pasa
ayrıca; iklim degisikliginden dolayı hastalandıgını, tansiyonunun yükseldigini,
söylemek istedigi kelimeleri bile söyleyemeyecek bir duruma düstügünü, bir
Alman doktorun kendisini muayene ederek tedaviye basladıgını yazmaktaydı ve
rahatsızlıgı bu sekilde devam ederse geri dönecegini söylemekteydi. Vehip Pasa
damadına rahatsızlık nedenini iklim degisikligi olarak yazarken, yıllar sonra
Kandemir’le yaptıgı röportajda ise zehirlendigini iddia edecektir(CA, A:IV-16-
b, D: 65, F: 1-13, 1-14, 15.8.1935, Kandemir, 1939: 5). Cumhuriyet gazetesi, 30
Eylül 1935 tarihli sayısında Habesistan’ın genel seferberlik ilan ettigini, savasın
bu hafta içinde baslamasının beklendigini,“Avrupa’da tam bir harp havası”
estigini yazmaktaydı(Cumhuriyet, 30 Eylül 1935). Ertesi gün ise Habes
mparatoru’nun seferberlik uygulamasını sonraya bıraktıgı, ancak buna ragmen
talya’nın bütün kuvvetlerini seferber ettigi belirtilmistir. Bu dönemde özellikle
ngiltere ve Fransa’nın talya’ya karsı nasıl bir tepki gösterecegi gündeme
gelmisti. Gazetede Habes ordusuyla ilgili sayılar da verilmis, 250.000 kisinin
silahaltına alındıgı, seferberlikle beraber bu sayının yarım milyona, hatta bir
milyona kadar çıkacagı belirtilmistir. Askerler uzun bir egitim ve saglık
kontrolüne tabi olmadan askere alınacaklarından seferberligin de çok kısa
zamanda gerçeklesecegi bildirilmistir. talyan Hükümeti de Eritre ve Somali’de
tedbirler almaktadır. Bu sırada talya, 30.000 askeri ve 70 zırhlı otomobili daha
Eritre sınırına göndermistir(Cumhuriyet, 1 Birincitesrin 1935). Savasın çıkması
kesinlesince mparator Haile Selasiye Vehip Pasa’yı davet etmis ve “Cenup”
Nizamoglu, Y./ Sosyal Bilimler Arastırmaları Dergisi. II, (2011): 270-289
279
cephesinin sorumlulugunu vermis, bu cephede Dedjasmatch Nassibu(Nasibu
Decezmaç) adlı bir komutanla beraber olacagını söylemistir. Bu görevlendirme
savasın baslamasından iki gün önce olmustu(Kandemir, 1939: 5.) Vehip Pasa,
Reuter Ajansı’na verdigi demeçte; Fransa’da Sen Sir Mektebi’nde bir süre
misafir ögretmen olarak bulundugunu ve bu sırada “çok asil ve kibar” bir Habes
kraliyet mensubu olan Nassibu’nun da talebeleri arasında oldugunu,
Habesistan’a gitmesinde de Nassibu’nun kendisinden yardım istemesinin etkili
oldugunu söylemistir: “Biz Türkler, hürriyet ve istiklalleri için mücadele eden
bütün milletlere karsı en samimi hislerle doluyuzdur. Sartlar elverissiz olmakla
beraber bu teklifi kabul etmekle ben, Türk kumandanı olarak ecdadımın
an’anelerine baglı kaldım”(Kutay, 1965:1302-1303).
Vehip Pasa artık Habesistan’da bulunuyor ve Habes ordusunu
talyanlara karsı savasa hazırlıyordu. Türkiye ise bir taraftan Habes- talyan
gerilimini yakından izlemekte, diger taraftan da Vehip Pasa’nın durumu
hakkında bilgi almaya çalısmaktaydı. Vehip Pasa Habesistan’a gittikten sonra o
sırada Ürdün’de bulunan Çerkez Ethem’e de mektup yazarak kendisini
Habesistan’a davet etmistir. Vehip Pasa Ethem’e yazdıgı mektupta;
Habesistan’ın daglık oldugunu, birçok yerde yol olmadıgını belirterek bu
arazinin gerilla muharebesine elverisli oldugunu, bu is için de biçilmis kaftan
olarak kendisini tercih ettigini belirtmis, böyle bir ise girisirse büyük bir mevki
ve para elde edecigini yazmıstır. Ethem, savasa gitmek istemisse de hastalıgının
nüksetmesi üzerine bundan vazgeçmek zorunda kalmıstır(Kutay, 1973, C. II:
309-311).
&talyan-Habesistan Savası’nın Baslaması ve Gelisimi
20.000 kisilik talyan ordusu Musaali dagında sınırı geçerek, 2 Ekim
1935 günü Habes topraklarına girmis ve böylece talyan-Habes Savası
baslamıstır. talyan lider Mussolini ise halkı galeyena getirmeye çalısmıs,
radyodan yaptıgı konusmada “Ey ihtilal çocukları, hazır olunuz, hareket saati
geldi” seklinde konusmus, Roma’da da Milletler Cemiyeti’ni protesto eden
100.000 kisinin katıldıgı bir miting düzenlenmistir(Cumhuriyet, 3 Birincitesrin
1935). talyan saldırıları bundan sonraki günlerde de devam etmis, iki ordu
arasında siddetli muharebeler yasanmaya baslamıstır. talyanların ilk saldırıları,
Eritre sınırına yakın olan Adua ve Adigrat’a yönelik gerçeklesmistir. Habesler,
Adua’da talyanların ilk iki saldırısını püskürterek 1.700 kayıp verdirmislerdir.
Bu sırada Ogeden eyaletinde de muharebeler baslamıstır(Cumhuriyet, 4
Nizamoglu, Y./ Sosyal Bilimler Arastırmaları Dergisi. II, (2011): 270-289
280
Birincitesrin 1935). Muharebeler ilk günlerdeki siddetini bir süre sonra
kaybetmistir. Özellikle siddetli yagmurların baslaması ve talyanların kollar
arasında irtibat kurmak için yavaslamaları bunda etkili olmustur(Cumhuriyet, 5
Birincitesrin 1935). Savasın baslamasıyla birlikte yabancı basının da Vehip
Pasa’ya ilgisi artmıs ve Paris’te yayınlanan “Le Soir” gazetesi 5 Ekim 1935
tarihinde Vehip Pasa ile yaptıgı bir röportaja yer vermistir. Buna göre Vehip
Pasa Habesistan’da “Cenub Cephesi Baskomutanlıgı” görevini üstlenmistir.
Muhabir Thomson, Vehip Pasa ile Türk Maslahatgüzar aracılıgı ile tanısmıs ve
güvenini kazanarak bu röportajı yapabilmistir. Muhabirin Vehip Pasa hakkında
edindigi izlenim; “…hiçbir sey önünde yılmayan müthis bir irade ve enerji, aynı
zamanda da isabetli bir temkin...” seklinde olmustur. Thomson’a göre;
“Yenilmez bir irade ve amansız bir karar verme hassalarına sahib bulunan
Vehib Pasa, daimi bir istikrarsızlık içinde yüzen bu memlekette harikalar
yaratmak kabiliyetindedir. Kendisinin *slam alemindeki müthis askeri prestiji ve
“Resulullah’ın tilmizi” olması, münhasıran *slamlardan mütesekkil olan *talyan
koloni orduları üzerinde derin bir tesir yapmaktadır”. Bu durum etkisini
göstermis ve Somali’deki talyan birlikleri içinde yer alan yerlilerden birçok
asker kaçmıstır. Muhabir Vehip Pasa’yı tamamen “nikbin (iyimser, her seyi iyi
tarafından gören)” seklinde degerlendirmektedir. Vehip Pasa muhabire,
kumandasında bulunan Ogeden cephesinde gereken bütün savunma tedbirlerinin
alındıgını, bölgenin mükemmel bir savunma hattına dönüstürüldügünü, hatta bir
“Afrika Verdun’u” oldugunu söylemekte ve “… Sayet *talyanlar benim
sahamda bir taarruz hareketi yapacak olurlarsa, ikinci bir “Caporetto” ile
karsılacakları muhakkaktır…” demekteydi(BCA, F.030.10.0.0, D.92A180,
Y.106.693.29, 14.10.1935). Vehip Pasa talyan sömürgelerindeki yerli
Müslümanlar için, “Herhalde ben *talyan generali yerinde olsam, ciddi isler
hususunda bu *slamlara pek fazla güvenmem…” ifadesini kullanmıstır. ste
burada Vehip Pasa’nın Habesistan Savası’na nasıl gittigi sorusunun cevabı
karsımıza çıkmaktadır. O dönemde Türkiye kamuoyunun yaklasımı, çok haklı
olarak Vehip Pasa’nın Habesistan’a ngilizler tarafından gönderildigi
seklindedir. ngilizlerin, özellikle Somali ve Cibuti’deki yerli Müslüman halkı
talyanlara karsı harekete geçirmek istemeleri bunda etkili olmus; ngilizler,
meshur bir Türk komutanı bölgeye götürmekle, Müslüman halk arasında
propaganda yapmak ve yerli halkı talyanlarla karsı karsıya getirmek
istemislerdir. Vehip Pasa’nın Habes ordusundaki görevi neydi? Vehip Pasa’nın
bilgi dogru olmakla birlikte Çanakkale Savası’nda da Güney Grubu komutanıbelirtilmistir(The Times, 15 Haziran 1940, Aslan, Toker, 2009, C. II: 492). Bu
olan Vehip Pasa Habesistan’da güney cephesinde de görev yapmıs ve cephe
komutanı Nassibu’nun askeri danısmanlıgında ve siper teskilatının basında
bulunmustur((BCA, F.030.10.0.0, D.43962, Y.266.798.11, 13.12.1935,
Erenbilge, 1936: 70; Arar, 1987: 47). Time, 14 Ekim 1935 tarihli sayısında,
Adigrat’ın hiç direnme olmadan düstügünü, sehre giren talyanların yaslılar,
kadınlar ve çocuklar dısında tamamen terk edilmis bir sehir bulduklarını, geriye
kalanların hepsinin beslenme yetersizliginden muzdarip olduklarını, ülkedeki
yiyeceklerin daglarda saklanan savasçılar için silip süpürüldügünü yazıyordu.
Time aynı sayısında “Su savası kazanacak” alt baslıgıyla Vehip Pasa ile bir
röportaj yayınlamıstır. Vehip Pasa’nın komutası altında 150.000 Etiyopyalı
bulundugunu belirten gazete Vehip Pasa için “Eski Kartal Gagası (Old Eagle
Beak)” ünvanını uygun görmüstür. Gazeteye göre, Vehip Pasa burada
Habesistan’ın tek demiryolunu savunmak zorundaydı. Vehip Pasa, muhabir
Stallings'e eski savas kahramanlıklarını anlatarak övünmüs, daha sonra da
sunları söylemistir: "*ngilizler Habesistan’ı isgal edebilir, Fransızlar da, ama
*talyanlar asla. Suyun bile *ngilizleri takip edecegi seklinde bir söz vardır.
*ngilizler yavas hareket eder ve asla iletisimi kaybetmezler. Birlikleri için su ve
kumanyayı yanlarında getirirler. Gelibolu'da ilk önce su yüzünden büyük
sıkıntılar çektiler. Geri çekildiklerinde kendi gözlerimle gördüm ki, siperlere
kadar su boruları dösemisler ve musluk takmıslar. Evet, 250.000 adamla
*ngilizler, Habesistan’ı yavas yavas ama kesin bir sekilde isgal edebilir. 500.000
adamla *talya kolaylıkla Addis Ababa'ya, Harar'a ve hatta Jimma'ya girebilir.
Ama orada açıklıktan mahvolurlar… Niçin bana Etiyopya savunmasının
detayları gibi seyler soruyorsunuz? Su benim adıma *talyanları yenilgiye
ugratacaktır…”
(http://www.time.com/time/magazine/article/0,9171,755121,00.html#ixzz0qYP
B5f80, 13.7.2010). talyan-Habes Savası’nın devam ettigi günlerde Mısır’da da
iç karısıklıklar baslamıs, ngiltere aleyhinde gösteriler yapılmıs ve bu olayların
talya tarafından çıkartıldıgı iddia edilmistir(Cumhuriyet, 15 kincitesrin 1935).
Yukarıda belirttigimiz gibi talyan-Habes Savası Türkiye’de ilgiyle
takip edilmis, gazeteler ilk sayfalarında bu savasa yer vermislerdir. Gazetelerde
yer alan haberlerde Habesistan lehine yayınlar dikkat çekmekte, bazen de
abartılı bilgiler verilmektedir. Bu sırada Ekim ayından itibaren devam eden
taarruzlarda kesin bir sonuca ulasılamaması talyan komutanın degistirilmesine
neden olmustur. General de Bono Hükümet tarafından “Maresal” yapılarak geri
çagrılmıs, Maresal Bodoglio Dogu Afrika Yüksek Komiserligi’ne, General
Graziani de Eritre Valiligi’ne tayin edilmistir. Simal cephesindeki talyan
taarruzları durmus, güneyde ise siddetli yagmurların tekrar baslaması 12 talyan
tankının çamura saplanmasına yol açmıstır. talyan ordusunda yer alan Eritre
yerlileri de Habes tarafına geçmeyi tercih etmislerdir. Bundan sonra da Eritre
yerlileri Habeslerin tarafına geçmeye devam etmislerdir(Cumhuriyet, 17, 24
kincitesrin 1935). Aralık ayına gelindiginde ise ilginç bir bilgi dikkat
çekmektedir. Dahiliye Vekaleti’nden Basbakanlık’a gönderilen yazıda
Antakya’da çıkan “Yenigün” gazetesinin 29 Sontesrin(Kasım) 1935 tarihli bir
haberine yer verilmistir. Yenigün gazetesi, Beyrut’ta yayınlanan “Elbelag”
gazetesine dayandırdıgı haberinde; Kazım Karabekir ile birlikte dört kisilik bir
Türk subay grubunun Adis-Ababa’ya gelmesinin beklendigini, amaçlarının
Habesistan’da savunma tedbirleri almak ve Vehip Pasa’ya yardım etmek
oldugunu yazmıstır. Habere göre Kazım Karabekir’le birlikte gelecek erkanı
harp subaylarının ikisi güney, ikisi de kuzey cephesine gideceklerdir(BCA,
F.030.10.0.0, D.89B146, Y.101.656.27, 2.12.1935). Gerçekten de Kazım
Karabekir, talya ile Habesistan arasında yasanan bu gelismeler sırasında
“*ngiltere *talya ve Habes Harbi” adında bir eser kaleme almıstır. Karabekir
önsözde bu eseri 24 Birincitesrin(Ekim) 1935 tarihinde yazdıgını
belirtmektedir(Karabekir, 1935). Bu gelismeler sırasında ngiltere’nin tavrı
nasıldı? Bunu Habesistan’daki Türk Maslahatgüzar’ın raporundan ögrenmek
mümkündür. Maslahatgüzara göre; ngiltere elçisi Habes mparatoru ile
görüsmesinde ngilizlerin ancak talyanların Habesistan içerinde saldırılara
basladıktan sonra yardım edecegini söylemistir. Bu sırada ngilizler, Sudan ve
Aden’de askeri hazırlıklar yapmaktadır. Hatta Aden’den gelen yolcuların
ifadesine göre kırk uçak ve birkaç kruvazör bölgede toplanmıstır. ddialara göre,
ngilizler Habeslere gizlice silah ve cephane göndermektedir. Bir hafta önce de
Habes sınırına içlerinde ne oldugu belli olmasa da 300 kamyon yardım gelmistir.
Maslahatgüzar, ngiltere’nin eger Fransa’nın askeri yardımını saglayamazsa
talya’ya karsı savas açmayacagı düsüncesindedir. Böyle bir durumda ise
Habeslere silah ve mühimmat yardımı yapacak, eger talyanlar Habesistan’ın iç
kısımlarında ilerlemeye baslarlarsa mparator’un izniyle o zaman ngiliz
kuvvetleri harekete geçecektir(BCA, F.030.10.00, D.43598, Y.266.798.7,
10.10.1935). 1935 yılı Kasım ayında Milletler Cemiyeti talya’ya yaptırım
uygulanması kararı almıs; talya’ya silah, mühimmat ve savas malzemesi sayılan
maddelerin satılmasını, kredi açılmasını, altın ve gümüs nakit ve külçelerinden
baska her türlü ithalatı yasaklamıstır. Türkiye de 15 Kasım 1935 tarihli Bakanlar
Kurulu kararıyla bu yaptırımları uygulamayı kararlastırmıstır(BCA,
F:030.18.1.2, S:35032, Y:59.85.19, 15.11.1935; Nadis, Cumhuriyet, 15
kincitesrin 1935). Savasın baslamasından altı hafta sonra Türkiye’ye bir
degerlendirme ulasmıs ve bu rapor Basbakanlık’a da sunulmustur. 14 Kasım
1935 tarihinde Adis-Ababa’dan gönderildigi anlasılan rapora göre, savasın
Habesler aleyhine cereyan ettigi düsüncesi öne çıkmaktadır. Kuzeyde General
De Bono komutasındaki talyan birlikleri Tigre sehrini geçilmesi çok zor olan
daglık araziye, iklim ve arazi engellerine ragmen çok az bir kayıp vererek isgal
etmislerdir. Habesler ilk talyan taarruzundan sonra Adigrat-Adowa-Axnum
hattının güneyine çekilmisler, bu bölgeyi savunmaya çalısmıslardır. Vehip
Pasa’nın da görev yaptıgı güney cephesinde ise devam eden siddetli yagmurlar
talyan taarruzunu erteletmistir. Vehip Pasa’nın bulundugu Ogeden’de de
yagmur mevsimi her zamankinden uzun sürmüstür. talyan komutan
Graziani’nin birlikleri ancak son günlerde ilerlemeye baslamıslardır. Bu bölgede
talyanlar uçaklar, tanklar ve sonra da zırhlı otomobiller kullanarak
ilerlemektedir. talyan uçakları pek çok yerlesim yerini ve stratejik noktaları
bombalamıstır. Rapora göre nispeten ulasımı iyi olan bu bölgeden sonra
talyanları ulasımı zor olan daglık yerler beklemektedir. Bu rapordan Vehip
Pasa’nın bu sırada Habesistan Ordusu’ndaki görevini bir kez daha
netlestiriyoruz. Güney bölgesinin ve Ogeden’deki Habes kuvvetlerinin “umum
kumandanı” Dedjasmatch Nassibu olup, Vehip Pasa bu komutana baglı olarak
görev yapmaktadır. Nassibu, Vehip Pasa’ya siper savunma teskilatının
sorumlulugunu vermistir. Rapora göre Habeslerin en büyük problemi silahsızlık
ve özelikle de tüfek eksikligidir. Habes askerlerinin 20-30 sarjörden fazla
mermisi yoktur. Cephane eksikliginin giderilmesi çok uzun zaman alacagından o
zamana kadar talyanlar kolayca ilerleyebileceklerdir. Bir de eyaletlerdeki kabile
reisleri talyanlar tarafından cazip tekliflerle kandırılacak olursa talyanları
durdurmak çok zor olacaktır(BCA, F.030.10.0.0, D.43962, Y.266.798.11,
13.12.1935). talyanların General Graziani’yi komutan olarak tayinleri sıradan
bir tercih degildi. Libya'daki birçok çatısmada tecrübe kazanmıs olan General
Rodolfo Graziani, talyan ve sömürge birliklerinden olasan karma birliklerin
basında Somali’den saldırıya geçmisti. Geçmesi gereken arazi, diger iki orduya
göre biraz daha kolaydı, ama Mogadisu'daki üsse uzaklıgı neredeyse iki kat daha
uzundu ve su, yiyecek ve erzak sıkıntıları neredeyse iki kat daha fazlaydı
(http://www.time.com/time/magazine/article/0,9171,755119-3,00.html #ixzz0q
YOkE1qY,13.7.2010). talyan-Habes Savası’nın uzayıp gitmesi barıs
görüsmelerinin gündeme gelmesine neden olmus, talya’ya alınan yaptırım
kararlarından sonra asıl gündem maddesi haline gelmistir. Milletler Cemiyeti
önderliginde baslatılan bu girisimlere talyanlar prensipte olumlu yaklasmıslar,
Habesler ise en ufak bir toprak parçasını bile kaybetmeye razı olmadıklarını
bildirmislerdi. Bu sırada hem simal, hem de cenub cephesinde çarpısmalar
devam etmekte, Habesler her iki cephede de yeni basarılar kazandıklarını
açıklamaktaydılar(Cumhuriyet, 11-12 Birincikanun 1935). 1936 yılı Ocak ayına
gelindiginde ngiltere ve Fransa, Habesistan’da barısı saglamak için baskılarını
artırmaya basladılar(BCA, F.030.10.0.0, D.424439, Y.238.607.4, 13.1.1936)
&talya-Habesistan Savası’nda Sona Dogru
Mart ayında Habesistan’dan alınan “hususi bir mektup” Türkçeye
çevrilerek Basbakanlık’a sunulmustur. 28 Subat 1936’da Adis-Ababa’dan
yazılan bu mektup Habesistan Savası’nın o sıradaki durumunu açıklamaktaydı.
Buna göre; siddetli yagmurlar mevsimine bir veya bir buçuk aylık bir zaman
kalmıstır. Bunun anlamı talyanların isgal faaliyetlerini bu süre içinde yapmaları
gerektigidir. talyanlar, 1936 yılının ilk iki ayında bazı basarılar kazanmıslar ve
büyük kuvvetlerle ilerlemeye çalısmaktadırlar. Hatta Habesistan’ın Harbiye
Nazırı Ras Moulougheta’nın ordusunu dagıtmayı basarmıslar ve Habeslere de
daha fazla kayıp verdirmislerdir. Savasın basında kuzey-güney istikametinde
gelisen muharebeler, artık dogu-batı yönüne dönüsmüstür. Habes genel
karargahı mparator Haile Selasiye ile birlikte kuzeye nakledilmistir. talyanlar
mparator’un bulundugunu düsündükleri bölgeleri uçakla bombalamakta,
bundan dolayı mparator çesitli aldatma yöntemlerine basvurmaktadır. Raporda
Vehip Pasa’nın görev yaptıgı güney cephesi hakkında da bilgiler verilmektedir.
Bu cephede talyanlar, üç koldan saldırıya geçmislerse de son birkaç hafta içinde
bir basarı saglayamamıslardır. Hatta üç koldan birini olusturan Negelli kolu
birkaç mil gerilemistir. Bu cephede talyan General Graziani’nin bundan sonraki
saldırısının Webi Sebeli boyunca olacagı tahmin edilmektedir(BCA,
F.030.10.0.0, D.424454, Y.238.607.19, 23.3.1936). talyan komutan Graziani,
Vehip Pasa’nın yardımı ile sürekli olarak mevzilerini tahkim eden Nassibu’ya
karsı büyük bir taarruza karar vermisti. Bu sırada Vehip Pasa’nın da bulundugu
güney cephesindeki kuvvetlerin sayısı 30.000-35.000 civarındaydı. Graziani, 17
Nisan 1936’da Habesleri agır bir yenilgiye ugratmıs, fakat talyanlar da çok
fazla kayıp vermislerdi(Perk, 1940: 53-54). Ancak talyanlar bu cephede çok
zorlanmıslar, savasın basında burada 11 günde ancak 20 kilometre ilerlemeyi
basarabilmislerdi(Erenbilge, 1936: 69). Time, Vehip Pasa’nın görev yaptıgı
güney cephesindeki son savası su sekilde aktarmaktadır: “Tüm savasın en kanlı
muharebesi, Sassa Baneh olarak bilinen su delikleri ve çamurdan kulübeler
grubu etrafında son haftasına giriyordu. Burada ince yapılı, kurnaz Ras Nassibu
en iyi adamlarından olusan birliklerini vaktiyle Türk generali olan Vehip
Pasa'nın komutası altında kazılan bir dizi özenle hazırlanmıs tahkimatta siper
almıs sekilde konuslandırmıstı. General Graziani komutasındaki dört kol,
kasabayı kusatmaya çalısıyor, toplarla döverek teslim olmaya zorluyordu.”
(http://www.time.com/time/magazine/article/0,9171,882619,00.html, 1.6.2010)
Graziani, 4 Mayıs 1936 itibariyle Güney cephesindeki savası
kazanmıstı. Daha sonra karargaha kadar geldiginde Vehip Pasa ile Nassibu’nun
Fransız sınırına geçtigini ögrendi. talyanların en gayretli komutanı olan
Graziani, bu cephede muharebeyi kazanmasına ragmen Habesleri imha
edememistir. Elinde Habeslere göre çok üstün kuvvetler olmasına karsılık büyük
bir basarıya imza atamadı(Erenbilge, 1936: 61). Ancak Habeslerin talya’ya
karsı direnisleri daha uzun süre devam edemedi ve baskent talyanların eline
geçti. mparator Haile Selasiye, talyan ilerleyisi karsısında ümitsizlige kapılmıs
ve bu duruma bir çare arayısına girismisti. Bunun için önce Fransız Elçiligi’ne
gitmis ve savasmaya devam etmek zorunda oldugunu, ancak talyanların bu
ilerleyisinin karsısında durmanın mümkün olmadıgını söylemistir. mparator ve
iki oglu, Veliaht Prens Asfa-Wassan ve 13 yasındaki oglu Prens Makonnen için
en iyi seçenek ülkeyi terk etmekti. ngilizlerin koruması altındaki Filistin'deki
Koptik Manastırı mparatorun aklına ilk gelen sıgınaktı. Ama Kraliyet ailesinin
sahile giden 494 millik Habesistan demiryolunun diger ucundaki Fransız
Cibuti'sinde geçici olarak güvenliginin saglanması gerekmekteydi. Fransızların
kendisi ve ailesinin güvenligini garanti etmesinden sonra Haile Selasiye saraya
geri döndü. Haile Selasiye, saray önünde toplanan büyük kalabalıga son
konusmasını yaptı(http://www.time.com/time/magazine/article/0,9171,756036,00.html#ixzz0
qYMtGDBl, 17.7.2010). Haile Selasiye, talyanların galibiyete yaklastıgı
dönemde ngilizlerden ümidini iyice kesmisti: “*ngiltere, ona güzel sözler
söyleyerek ve birçok vaatte bulunarak onu cesaretlendirmisti, ama ona çok az
silah vermislerdi ve bu silahların ücreti nakit olarak ödenmisti”. Selasiye, gece
yarısı Adis-Ababa'da gizlice kraliyet trenine binmis ve sahile dogru kaçmıstır.
Yanında ailesi, 30 kadar arkadası, hizmetli ve çok sayıda esyası olan mparator
iki gün süren yolculuktan sonra Fransız sömürgesi olan Cibuti'ye ulasmıs,
ngiltere ve Fransa tarafından bir hükümdar gibi muamele görmüstür. Fransız
askerler ona kraliyet selamı vermis ve ngiliz kruvazörü Enterprise onu limanda
beklemistir. Enterprise, demir almadan iki saat önce Güney ordularının
komutanı Ras Nassibu ve yardımcısı Vehip Pasa da binmisti. Enterprise
mparator’u Filistin'deki bir sıgınaga götürmüstür (http: //www.time.com/ time/
magazine/ article / 0, 9171, 7560362,00.html17.7.2010).
Vehip Pasa, Habesistan’dan ayrılmadan önce askerlerini silah ve
cephanelerini onlara bırakarak memleketlerine göndermistir. Bundan sonra
Nassibu ile birlikte oradan ayrılarak Cibuti’ye gitmistir. Vehip Pasa,
Habesistan’dan Mısır’a dönerken Cibuti’de gemiden indiginde Haile Selasiye ile
karsılasmıs, mparator kendisine “-Ah, keske senin dedigini yapsaydım Vehip
Pasa, fakat bil ki ben hain degilim… Beni aldattılar” demistir. Vehip Pasa da
savas baslamadan önce hazırladıgı rapor dikkate alınsaydı, böyle bir
maglubiyetin yasanmayacagı düsüncesindedir. Vehip Pasa’ya göre yenilginin
nedeni içeride karsılasılan ihanetler ve talyan silah ve cephanesinin Habeslere
göre çok üstün olmasıdır(Kandemir, 1939: 5; Ayın Tarihi, 1936: 15) Vehip Pasa
Habesistan’daki komutanlıgından dolayı bir ücret almıs mıydı? Bu konuda
ulasabildigimiz tek bilgi Vehip Pasa’nın Sidi Gaber’den esine 2 Eylül 1938’de
yazdıgı mektupta bulunmaktadır. Vehip Pasa bu mektupta kendisine 15 Mısır
Lirası maas baglandıgını yazmakta ve esine “Bu aylıkla, sen ve ben; burada
geçinebiliriz” demektedir. Vehip Pasa ilk maasının bir kısmını esine, bir kısmını
da elbisesi olmayan oglu Muzaffer’e gönderecegini söylemektedir(Vehip
Pasa’nın 2 Eylül 1938 tarihli mektubu). Habesistan Savası, Vehip Pasa’nın
istirak ettigi son savas olmustur. Artık yaslanan Vehip Pasa, Habesistan
macerasından sonra yine Mısır’a dönmüs ve 1939 yılında Türkiye’ye gelene
kadar burada yasamıstır.


SONUÇ
1935-1936 yıllarında meydana gelen talyan-Habesistan Savası, savas
ihtimalinin ortaya çıkmasından itibaren gerek Hükümet, gerekse Türk kamuoyu
tarafından dikkatle izlenmistir. talya’nın yayılmacı politikasından rahatsız olan
Türkiye’nin ilgisi, Vehip Pasa’nın Habes ordusunda görev alacagının haber
alınmasıyla birlikte daha da artmıstır. Hükümet, gelismeleri sürekli olarak
izlemis, zaman zaman Atatürk’ü de bilgilendirmistir. Gazeteler ise özellikle
savasın ilk dönemlerinde Habesistan’daki gelismelere birinci sayfalarında yer
vermisler ve Habesistan yanlısı yayınlar yapmıslardır. Vehip Pasa bu savasta
talyanlara karsı olusturulan güney cephesinde görev almıstır. Vehip Pasa’nın
komutan olarak gönderilmesinde ngilizlerin rolü oldugu ve böylece bir
Müslüman komutan vasıtasıyla talyanlara karsı Somali ve Eritre’deki
Müslüman halkın destegini saglamayı amaçladıkları anlaşılmaktadır.

1 yorum:

Recep Altun; dedi ki...

Merhnabalar,

İnsanlarımız okumuyor ve okumadıkları için de tarihlerini bilmiyorlar. Bunlardan biri de benim. Vehip Paşa'yı ilek defa bloğunuzda duydum ve hakkında bilgi sahibi oldum.

Bu güzel paylaşım için teşekkürlerimi sunarım.

Yeni yılınızı kutlar; yeni yılın sağlık, huzur, burış, kardeşlik ve mutluluklar getirmesini dilerim.
Selam ve dualarımla.